Ekonomik Kriz Nasıl Geldi ?

Ekonomik Kriz Nasıl Geldi ?

2008 yılında başlayan global çaptaki ekonomik kriz 2018 itibariyle ülkemizde de önemli ölçüde hissedilmeye başladı. Piyasalardaki daralma reel sektörüde etkileyerek rakamları negatif yönde artırdı. Dolar 7 TL'yi, Euro 8 TL'yi geçti. Dövizdeki tırmanış enflasyona da yansıdı ve 15 yılın enflasyon rekoru %24,5 ile kırdı.
 
Kriz pek duyulmak ve söylenmek istenmeyen bir kelime lakin beklenen ekonomik krize karşı ülkemizin önemli tedbirler alması, yapıcı uygulamaları hızlı bir şekilde hayata geçirmesi gerekirken maalesef görmezden gelmeyi seçtik ve bizi teğet geçti dedik.
 
Yapılması gerekenlerin ne olduğunu söyleyecek kadar politik ve ekonomik yetkinliğe sahip olduğumu düşünmüyorum fakat nelerin yapılmaması gerektiğini yorumlayacak bir akla ve mantığa sahibim. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendi gözlemlerimle temel sorunu şöyle özetleyebilirim.
 
Eğitim genellikle ailede başlamadı ve çoğunlukla okulda devam etmedi. Toplumun her tabakasında görülen tüketim çılgını bir ülke yarattık. Çalışmayı hiçbir zaman sevmedik, üretmedik, tükettik. Sadece maddi olarak değil, manevi yönlerimizi de zamanla tükettik. Kazandığımızdan çok harcadık, haliyle her ay açık verdik. Sonra daha fazla borçlanmaya başladık ve ödeyemeyecek duruma geldik. Bugün itibariyle Türkiye ekonomisinin özeti budur.
 
Krizi aşmak için yapılması gerekeni ise çok sevdiğim Özgür Demirtaş Hoca şöyle özetlemiş: Katma değerli mal üretip satacak insana ihtiyacınız var. Onun için, bu insanları yetiştirecek sisteme ihtiyacınız var. Onun için, eğitimi evrensel, kurumları ve hukuku bağımsız, devleti şeffaf yapmalısınız. Başka yolu yok...
 

 

"Üretmeyen tüketen bir Türkiye"
 
Türkiye üretmiyor ama tüketmeyi çok seviyor dolayısıyla gider gelirden hep fazla. Ülke her yıl, her ay, her an cari açık vermeye devam ediyor. 
 
•2016 yılı cari açığı - 32.6 milyar dolar
•2017 yılı cari açığı - 47.1 milyar dolar
 
Ülkede üretim sorunu yok, üretmek kolay iş fakat  tasarım zor, markalaşmak zor, globalleşmek zor. Bunun için de bilimle ve sanatla büyütülen nesiller lazım. Bunun içinde eğitimde başlı başına reformlar lazım.

 

Enflasyon 

Üretim için gerekli olan enerji kaynaklarına yapılan zamlar zincirleme bir reaksiyon halinde herkesi etkiledi. Elektrik ve doğalgaza yapılan zam, üretim maliyetlerini artırıyor. Bu da ürün tedarik zincirindeki tüm paydaşlarda maliyet artışına ve nihayetinde tüketicinin ürünü rafta gördüğü perakende fiyata yansıyor. Bu yıl içinde enerji kaynaklarına yapılan zam %82.87 olarak gerçekleşti. 

Döviz kurundaki sert yükseliş ithal ürün girdisi ve üretim maliyetlerini doğrudan artırdı. Özel işletmelerin büyümeye gitmesi ve bu borçlanmayı dış kaynakları kullanarak gerçekleştirmesi, döviz kurundaki artışla birlikte bu işletmeleri önemli bir borç ile baş başa bıraktı. Tüm bu etkenler sonucunda enflasyon 15 yılın rekorunu kırdı.

 

Özelleştirme
 
Özel sermaye yeterince desteklenmedi, küçük ölçekli işletme ve esnaflar günü kurtarma çabasında oldular. Yerli yatırımcı; politik baskılar, dengesiz piyasa koşulları ve ağır vergileri bahane ederek markasını yabancı sermayeye sattı. Bugün ülkenin sanayi, gıda, finans, telekomünikasyon gibi birçok önemli ve büyük kuruluşu yabancı sermayeye ait. 
 
Son on beş yılda neredeyse satmadığımız hiçbir kamu işletmesi kalmadı. 101 kuruluşta bulunan kamu payları ile 10 liman, 90 elektrik santrali, 40 işletme, 11 otel/sosyal tesis, 3 bin 703 taşınmaz, 37 maden sahası, 3 gemi, 6 bin 808 kalem makine-teçhizat, 155 adet isim hakkı/marka ve araç muayene hizmetleri 60.9 milyar dolar karşılığında özelleştirilmiştir.
 

 

İtibarda tasarruf olmaz
 
İç ve dış kaynaklarımızı eğitime, bilime, üretime aktarmak gerekirken kamudaki yüksek harcamalara, yapılan atıl binalara ve geri dönüşü olmayan yatırımlara kaynaklarımızı harcadık. Kısa vadede devletin bu politikası halkın sırtına yeni vergilerle yüklendi, uzun vadede ise eğitime gerekli önemi vermeyen bir ülke olarak kaybettik. 
 
Yüksek maliyetli ve geri dönüşü olmayan mega projelere başladık, altından kalkamayacağımız taahhütlerin altına imza attık. Muhakkak bu ülke her şeyin en  iyisini hak ediyor, bende bu yatırımlar yapılmasın demiyorum ancak birazdan vereceğim örnekteki gibi olacaksa bir zahmet yapılmasın.
 

Kütahya Zafer Havalimanı 

• 2012'de hizmete açıldı, 
• 2012 - 2016 yılları arasında 1.7 milyon kişi kullandı. 
• Hazinenin verdiği garanti 4 milyon yolcu, 
• Uçmayan yolcu için devletin cebinden çıkacak para 20 milyon euro... 
 
Vatandaşa hizmet adına tabi ki bunlar güzel şeyler ancak örnekteki gibi yüzlerce proje vatandaşa faturalandırıldı. Sadece geçen yıl 536 milyar TL vergi toplandı.
 
Osmangazi Köprüsü

 

• 2016 hizmete açıldı, 
• 2017 6.1 milyon kişi kullandı. 
• Hazinenin verdiği geçiş garantisi 14 milyon araç
• Her geçiş için garanti edilen ücret 35 $ + KDV
• Devletin cebinden çıkacak olan para 1.3 Milyar TL  
 
Vatana millete hayırlı olsun...
 

 

Hasan ACAR | Kişisel Web Sitesi
 
 
 

YORUMLAR

    Bu konuya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...

YORUM YAZ